ECD’nin 3 yılda bir 15 yaş düzeyinde öğrencilere uyguladığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) direktörü Andreas Schleicher, kaliteli eğitim için gerekenleri anlattı. Eğitime ayrılan paranın her şey olmadığını vurgulayan direktör,![]() PISA’nın patronundan kaliteli eğitimin sırları: Para her şey değil ECD’nin 3 yılda bir 15 yaş düzeyinde öğrencilere uyguladığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) direktörü Andreas Schleicher, kaliteli eğitim için gerekenleri anlattı. Eğitime ayrılan paranın her şey olmadığını vurgulayan direktör, “Önemli olan ne kadar değil, nasıl harcadığınız” dedi.EKONOMİK İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Eğitim ve Beceriler Başkanlığı Direktörü Andreas Schleicher, fikir paylaşım platfromu TED’in radyo saatlerine konuk oldu. Başarılı eğitim sistemlerinin özelliklerine değinen Schleicher, yüksek gelir grubundaki ülkelerin eğitimde başarılı olmayabildiğini söyledi. VİETNAM ÖRNEĞİ Vietnam’ı örnek gösteren tecrübeli direktörün konuşmasından öne çıkanlar şöyle: “Eğitime yatırım, ülkelerin geleceğini güven altına almaları için ümit vadeden yollardan biri. Aslında eğitim için harcanan parayla son PISA 2015 sonuçları arasında sürpriz bir ilişki var. İyi eğitim sistemleri dünyanın her köşesinde. Asya’da Japonya, Çin-Şangay, Singapur; Avrupa’da Finlandiya, Estonya; Kuzey Amerika’da Kanada. Örneğin Güney Kore, OECD ülkeleri içerisinde PISA 2015’te en iyi performansa sahip ülkelerden. Fakat öğrenci başına harcaması, OECD ortalamasının altında. Polonya’da 6’dan 15 yaşına kadar bir öğrenci için 68 bin dolarlık harcama yapılıyorken, ABD’de bu 115 bin dolara çıkıyor. Fakat ABD’nin bu ek harcamasının PISA’da beklendiği gibi bir avantaj sağlamadığını gördük. Vietnam düşük gelir grubunda ama eğitim sistemi mükemmel. ABD’den çok daha iyi sonuçlara sahip. ALGILAR BELİRLEYİCİ Kültürel çeşitlilik, eğitim için bir meydan okuma. Bazı ülkeler sosyal çeşitliliği çok iyi yönetebiliyor. Göçmen öğrencilerle yerliler arasında PISA 2015’te benzer sonuçlar alan Kanada, bunun için iyi örnek. Öğrencilerin algıları da eğitimin nasıl olduğuyla ilgili önemli ipuçları veriyor. Örneğin ABD’de öğrencilerin çoğu matematikte başarıyı yakalamak için doğuştan gelen bir yetenek olması gerektiğine inanıyor. Ama Asya’da durum başka. Çin’de 10 öğrenciden 9’u gerçekten iyi hazırlanır ve öğretmenlerinin verdiği görevleri doğru yaparsa başarılı olacağını dile getiriyor. KALABALIK SINIF BAŞARIYI ENGELLEMEZ ABD ve Çin’de öğretmen-öğrenci oranı neredeyse aynı. Çin’de sınıflardaki öğrenci sayısı neredeyse ABD’dekinin iki katı. Ancak Çinli öğretmenler, derslere daha çok hazırlanıyor. Öğretmen işbirliği ve ailelerle ortak çalışmalar teşvik ediliyor. ABD’de ise sınıfta daha az öğrenci olsa da düşük maaş, eğitimcilerin dersleri için daha az hazırlık yapabilmesi ve yetersiz işbirliği yaşanıyor. PISA 2015 sonuçlarına baktığımızda ABD, Çin’in oldukça gerisinde. Yani sınıfların kalabalık olması başarının önünde engel değil. Bu, eğitim politikalarını üretenlerin yaklaşımlarıyla ilgili. Kaynak: Hürriyet Eğitim |
585 kez okundu |
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |